Klinik Psikolog Duygu Çiloğlu
Yapay zekâ destekli yeni bir beyin modeli, korkunun gerçek yaşamda nasıl işlendiğini ortaya koyuyor. Sosyal korku, oksitosin ve beyin ağları üzerine bilimsel bulgular.
Korku, insanın hayatta kalmasını sağlayan temel duygulardan biri. Ancak laboratuvar ortamında yapılan klasik korku araştırmaları, çoğu zaman gerçek yaşamın dinamik ve çok katmanlı yapısını yansıtmakta yetersiz kalıyor.
Hong Kong Üniversitesi’nde yürütülen yeni bir çalışma, yapay zekâ destekli gelişmiş bir beyin modeli kullanarak korkunun gerçek zamanlı ve doğal koşullarda nasıl işlendiğini ortaya koyuyor.
Bu bulgular, özellikle sosyal kaygı, sosyal fobi ve sosyal durumlarda yoğun korku yaşayan bireyler için nörobilimsel açıdan önemli bir çerçeve sunuyor.
Çalışma, klasik laboratuvar yöntemlerinin (örneğin statik görüntülerle korku uyandırma) gerçek yaşam deneyimlerini tam olarak yansıtmadığını gösteriyor.
Yeni geliştirilen AI destekli beyin modeli, bireylerin korku yaşadığı doğal durumları—örneğin bir film izlerken—çok daha doğru şekilde takip edebiliyor.
Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri, oksitosinin sosyal bağlamlarda korkuyu azaltıcı etkisinin net biçimde gösterilmesi.
Çalışmada oksitosinin:
belirtiliyor.
Bu bulgu, oksitosinin genel bir kaygı azaltıcı değil, daha çok sosyal korkuya özgü bir düzenleyici olduğunu düşündürüyor.
Oksitosinin etkisi yalnızca tek bir beyin bölgesiyle sınırlı değil. Çalışma, oksitosinin:
arasında iletişimi artırdığını gösteriyor.
Bu ağlar, sosyal durumları değerlendirme, dikkat yöneltme, sosyal tehdit algısını düzenleme gibi süreçlerde kritik rol oynuyor.
Bu çalışma, klinik açıdan önemli bir noktaya işaret ediyor:
Bu bulgular, mevcut psikoterapi yaklaşımlarını destekleyici nitelikte olup, beynin sosyal tehdit algısını nasıl düzenlediğine dair daha derin bir anlayış sunuyor.
Bir klinik psikolog olarak bu çalışmayı şu açılardan önemli buluyorum:
Yapay zekâ destekli beyin modelleri, korkunun gerçek yaşamda nasıl işlendiğini anlamada yeni bir kapı aralıyor. Bu çalışma, özellikle sosyal korku ve sosyal kaygı alanında daha hedefe yönelik, bilimsel temelli yaklaşımların geliştirilmesine katkı sağlayabilecek önemli bulgular içeriyor.
Çalışma, sosyal korkunun beyindeki mekanizmalarını daha iyi anlamamıza yardımcı oluyor. Bu bilgiler gelecekteki bilimsel araştırmalar için yol gösterici olabilir.
Hayır. Çalışma yalnızca sosyal bağlamlarda korku tepkisinin azaldığını gösteriyor. Bu bulgu, mekanizmayı anlamaya yöneliktir.
Şu anda araştırma aşamasında. Klinik uygulamalara temel oluşturabilecek bir bilimsel araç olarak değerlendiriliyor.